Çağın hastalığı: Üşengeçlik

Şimdiki çocuklar ve gençleri anlamakta bazen o kadar zorlanıyorum ki. Oyuna geldiği zaman deli gibi kanları akıyor, heyecanlı heyecanlı konuşuyorlar. Ama iş yapmaya geldiği zaman üşengeçliğin kitabını yazıyorlar. Ders çalışırken iki satır yazı yazmak bile bazen onlara o kadar zor geliyor ki. Hâlbuki internet öncesi öğrencilik hayatı olanlar eminim bana katılır, o zamanlar ansiklopedilerimiz vardı. Cilt cilt, çeşit çeşit kitaplığımızda ya da şehir kütüphanelerinin raflarında en güzel yerleri alırlardı. Ödev yapacağımız zaman ilk önce onlardan araştırmalar yapardık. Sayfalarına işaretler koyardık. Fotokopi çekmek de yoktu. Deftere ya da dosya kâğıdına düzenli düzenli onları yazardık. Altına hangi kaynaktan aldığımızı, sayfa numarasına kadar eklemeyi de unutmazdık. Şimdi her şey kolay olduğu kadar öğrenciler tembelleşiyorlar. İnternetten bulduklarını direkt yazıcıdan çıktı alarak ödev niyetine getirenler bile oluyor. Bazen ders çalışmayı konuyu okumadan sadece soru çözmek olduğunu sanıyorlar. Derslerde defterlerine yazmayı lüzumsuz buluyorlar. Kitaplarda olan bilgileri yazmanın saçma olduğunu söyleyenler bile var. Hatta derslerde sadece öğretmen anlatsın ben dinleyim diyenler de… Bu liste uzar gider. Tüm bunların ana sebebi: Üşengeçlik. Bir öğretmen olarak öğrencilerime her zaman söylediğim bir söz vardır.


“Başarısızlığın ana sebebi üşengeçliktir. Bilgiyi ulaşma yolunda üşenmeyeceksin. Çalışmaktan yılmayacaksın. Yanlış yapmaktan korkmayacaksın. Yanlışların üzerine basarak doğrulara ulaşabilirsin…”



25 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

CEMRE